Saatleri Kovalama Enstitüsü

author

3 min 22.06.2026
blog-detail

Saatleri Kovalama Enstitüsü

Bu düzen, saate üç yüz kilometre hıza çıkan bir formula aracından daha hızlı. Saatlerimiz bizden çok daha ileride, bizden hep ötede koşuyor. Görmediğimiz insanlar değiştiriyor dünyayı, görmediğimiz yerler rahatsız ediyor bizi; bilmediklerimizden utanıyoruz ve hep daha fazlasını istiyoruz.

Yalnız biz varız bu dünyada ve saatler var ardından kovaladığımız.

İnsan neden zamanı karşısına alır? Yani bu bitmeyen koşuya şartlanması varoluşu mudur insanın yoksa bir kuruntu mu? 

İleride olmak ve tatminkârlık arasında derin bağlar kuran ortak kabullerimiz bazılarına bitmeyen bir yorgunluk, geleceği planlama çılgınlığı ve her tatmin oluşunda yeni bir tatminsizlik vaad ediyor. On sene sonramızı planladığımız ve yaşayacağımızın garantisi varmışçasına doldurduğumuz takvimlerimizle bitiş çizgisi olmayan bir yarışın içindeyiz sanki.

Mutlak huzurun, bu planların gerçekleşmesi sayesinde geleceğine dair yıkılmaz bir inançla saatlerimizi, günlerimizi dolduruyoruz; hayatın kendisini bir mesaiye dönüştürüyoruz aslında farkında olmadan. Bütün bunları da günün sonunda toprağın altına gireceğimizi ve her şeyin bir anda anlamsızlaşacağını bildiğimiz bir dünya için yapıyoruz.

Peki ya bu hengâmenin içinde zaman kavramını yanlış algılıyorsak? Yani aslında kol saatindeki sayılar sadece ve sadece yaşadığımız ve yaşayacağımız anları işaretleyen bir göstergeyse? Daha da ilginci, uzayda zaman var mı diye düşünürsek tam olarak nasıl bir cevap vermemiz gerekir; Görelilik Teorisi ile mi yoksa bağımsız şartlara göre mi? Açıkçası tezler ve hipotezler döngüsü içindeyiz zaman konusunda.

İşin doğrusu; zaman göstergeleri, planlamaya müsait ve normal bir hayat sürmemizi sağlıyor. Yani bir düşünsenize saatlerin olmadığını? Nedense bu fikir insanda ilginç bir huzur duygusu oluşturuyor; sanki bir sahil kenarında, hafif bir meltem eserken uzanmış güneşleniyormuş gibi.

Hayat aslında böyle bir şey olabilir, belki de kendi dünyamızı göstergelerden biraz olsun arındırabiliriz. Bütün performans ölçütleri ve takvimler bizi etkileyen şeyler olmaktan çıkıp, bizim etkilediğimiz şeylere dönüşebilir. Belki bu cümle kulağa biraz garip geliyor, fakat bazen hayatı kendimize nasıl zorlaştırdığımızın ve kendimizi nasıl haftalar arasına hapsettiğimizin farkına bile varmıyoruz.

Bahsettiğimiz şey hiç plan yapmamak yahut hiçbir hedef belirlememek değil; aksine, bütün bunları belirleyip hırslarımızdan arınarak ulaşmanın keyfine varmak, huzuruna ermek diyebiliriz. Zamanı, ne kadar yaşayacağını, ne zaman ne olacağını düşünmeden teslim olmak; sadece gerekli tedbirlerle geniş zamanlarda yaş almak kısacık ömrümüzden.

Bütün kötülükler ve kirli niyetli topluluklar arasında insanca var olup canavarlaşmadan yaşayabilmenin ciddi anlamda lüks sayılabileceği bir dönemde yaşıyoruz. Sakince ve sessizce ağlayıp gülmenin; insanlarla bulmaca çözer gibi değil, hesapsız bir sadelikle iletişim kurmanın keyfine varmak; gerçeklikten kopmadan hakîkî güzellikleri hissederek hayat filminin çeşitli karelerini yaşamak.

Umarız ki bütün güzel düşünceleriniz, istekleriniz hayırla ve kolaylıkla sizi bulur. Çok keyifli ve huzurlu günlerde görüşmek üzere dostlar, kalın sağlıcakla.

 

Abdülmecid İbrahim Şahin / 23 Mezunu

author

3 min 22.06.2026