Serdar Kuzuloğlu: “Geç” Düğmesi Arayan Bir Çağda Belirsizlik, Denge, Devrim ve Merak
Spotify'da şarkıların yüzde 30'u ilk 10 saniyede kapatılıyor, podcast'ler 1,5 hızında dinleniyor ve her sohbette insanlar içinden “özet geç” diyor. Teknoloji yazarı Serdar Kuzuloğlu, Zirve 23'te insan kaynakları liderlerinin yer aldığı CHRO panelini moderatör olarak yönetirken, gençlerin her şeyin sorgulandığı bir çağda yollarını nasıl bulabileceğini tartışmaya açtı. Trendyol Grubu İK Başkanı Beti Almosnino ve BSH Kıdemli İnsan Kaynakları Direktörü Hüseyin Coşkun'un katıldığı panelde belirsizlik, denge, devrim ve merak temaları ele alındı.
29 Dakikalık Bir Şarkıya Kimin Tahammülü Var?
Kuzuloğlu konuşmasına, Zeki Müren'in seslendirdiği 29 dakika 23 saniyelik “Kahır Mektubu” şarkısıyla başlıyor. Bugün kimsenin bu kadar uzun bir şarkıya tıklamaya bile tahammülü yok. 31 yıldır her mecrada içerik üreten Kuzuloğlu, tüm bu mecraların ortak derdinin “Okuyacaklar mı, dinleyecekler mi, dikkat edecekler mi?” sorusu olduğunu söylüyor.
Dikkat Ekonomisinde Kısalan Zihinler
Spotify verilerine göre şarkıların ilk 10 saniyede kapatılma oranı yüzde 30'u aşmış, sonuna kadar dinlenen şarkılar yüzde 40'ı bile bulmuyor. Bu yüzden şarkıların artık introları yok. Michael Jackson'ın 17 dakikalık “Thriller” klibini heyecanla izleyen bir kuşaktan, 10–60 saniyelik videolarla terbiye edilmiş zihinlere geçildi. Bir dinleyicisinin “Hocam, sizi ilk defa normal hızda dinledim” demesi, bu dönüşümün çarpıcı bir örneği.
Kesinlik Arayan Bir Çağda Büyük Bir Belirsizlik
Kuzuloğlu'na göre paradoksal bir dönemdeyiz: Bir şarkıyı açmadan süresini, bildiğimiz bir yolda bile navigasyonu görmek istiyoruz; ama eğitimden kariyere, itibardan etiğe, hatta hakikatin kendisine kadar her şey sorgulanıyor. Gençlerin eline bulundukları coğrafyaya ait olmayan bir harita ve kuzeyi göstermeyen bir pusula verilmiş durumda.
Şizofrenik Bir İş Dünyası
Şirketler bir yandan yaratıcı, yıkıcı ve inovatif zihinler isterken, diğer yandan hedefleri tutturacak itaatkâr çalışanlar arıyor. 200 yıllık eğitim sistemi, diplomaların değeri ve üniversitelerin rolü sorgulanıyor. İş dünyası, 40–50 yaşındaki çalışanlara bile yapay zekâ çağında kendilerini yeniden donatmaları gerektiğini söylüyor. Kuzuloğlu, gençlere bu kırılma noktasının son kırılma olmadığını, önlerinde daha pek çok kavşak bulunduğunu hatırlatıyor.
Belirsizlik: Hayatın Doğal Gerçekliği
Trendyol Grubu İK Başkanı Beti Almosnino, 1997'den bu yana savaşlar, ekonomik krizler, pandemiler ve dijital dönüşümler yaşandığını ve belirsizliğin dozunun, hızının ve frekansının giderek arttığını söylüyor. Ona göre asıl mesele belirsizliği ortadan kaldırmak değil; stresi yönetmek ve dayanıklılığı artırmak.
Şeffaflık: Belirsizliğin Panzehiri
Almosnino, belirsizlikle mücadelede şirketlerin en etkili yönteminin şeffaflık olduğunu vurguluyor: Bilineni paylaşmak, bilinmeyeni “bilmiyoruz, birlikte keşfedeceğiz” diyerek açıkça söylemek. Etkilenen tüm paydaşları karar süreçlerine dahil etmek ve esnek bakabilmek de kritik. Bildiğini unutabilmek ve yeniden öğrenebilmek, yani “unlearn–relearn” döngüsü, belirsizlik çağının en önemli becerisi.
Pandemi: Krizden Doğan Bağlılık
Almosnino, Trendyol'a 2020 Şubat'ında başladıktan yalnızca bir ay sonra pandemiyle karşılaştı. Uzaktan ve hibrit çalışmaya çok kısa sürede uyum sağlamak zorunda kalan ekip, empati ve şeffaf iletişim sayesinde en mutlu ve en bağlı dönemini yaşadı. Almosnino'ya göre her krizde bir fırsat var; önemli olan karamsarlığa kapılmadan küçük hedeflerle yeniden denemek.
“Belirsizlikle mücadelede bir şey hatırlayacaksak şunu hatırlayalım: Bildiğimizi unutalım, yeni şeyler deneyelim, deneme cesaretini gösterelim.”
İçsel Denge: Antikırılganlık ve Tutarlılık
BSH Kıdemli İK Direktörü Hüseyin Coşkun, Nassim Nicholas Taleb'in “Siyah Kuğu” kavramına dikkat çekiyor. 1929 Buhranı, 11 Eylül ya da 2008 krizi gibi öngörülemeyen olaylara önceden hazırlanmak mümkün değil. Mümkün olan, antikırılgan olmak: Düştükten sonra ayağa kalkabilmek ve her seferinde daha güçlü devam edebilmek.
“Neden” ile Başlamak
Coşkun'a göre antikırılganlığın temeli, kişinin etik değerlerini, ilkelerini ve prensiplerini bilmesi, yani “neden” ile başlaması. Simon Sinek'in vurguladığı tutarlılık da insanı yolda tutan güç: Her gün dişlerinizi fırçalamak, haftada birkaç gün spora gitmek ya da sevdiklerinize her gün sevginizi söylemek gibi küçük ama istikrarlı alışkanlıklar, öz disiplin ve dayanıklılık yaratıyor.
Başarının Yüzde 80'i Orada Olmaktır
Kuzuloğlu ise kariyer perspektifinden Woody Allen'ın sözünü hatırlatıyor: Başarının yüzde 80'i orada olmaktır. Zirve 23 gibi etkinliklere katılmak, fırsatların olduğu yerde bulunmak çok önemli. Bir diğer tavsiyesi okumak: Dünyanın en başarılı insanlarının bir ömür boyu edindiği tecrübeleri birkaç yüz liralık kitaplarda paylaşması inanılmaz bir fırsat.
Devrim ve Yenilik: Neyi Koruyup Neyi Değiştireceğiz?
Kuzuloğlu, muhafazakârlık kavramının Fransız Devrimi'nde, her şeyin değiştirildiği bir ortamda bazı değerlerin korunması gerektiğini savunanlardan doğduğunu hatırlatıyor ve soruyor: Şirketler hem yenilikçi hem uslu çalışan isterken denge nerede?
İtaat Değil, Cesaret Aranıyor
Almosnino'ya göre devrimler çoğu zaman gecikmiş evrimlerin sonucu. Trendyol itaatkâr çalışan aramıyor; aksine, katılmadığı fikre “katılmıyorum” diyebilen, unvana bakmadan geri bildirim veren ve bunu medeni bir şekilde tartışabilen insanlar arıyor. Toplantıda konuşmayan birine “Neden konuşmuyorsun?” diye soruluyor, çünkü yaratıcılık farklı fikirlerden doğuyor.
Değerler Korunur, Ritüeller Evrilir
300 kişilik bir Trendyol ile 4.000 kişilik bir Trendyol'un değerleri aynı kalabilir; ancak bu değerlerin davranışa dönüşme biçimi değişir. Küçük bir ekipte sohbetle sağlanan takım ruhu, büyük bir organizasyonda formal süreçler gerektirebilir. Almosnino'nun formülü net: Şirketin DNA'sını koru, ama ritüelleri zamanın, teknolojinin ve yeni kuşakların beklentilerine göre sürekli gençleştir.
Kodak ve Apple: Başarı Paradoksu
Her kuşak kendi dönemini en şanssız dönem olarak görme eğiliminde. Ancak Coşkun, objektif kriterlere göre dünyanın daha iyiye gittiğini hatırlatıyor: 100 yıl önce haftada 70–80 saat çalışılırken bugün bu süre gelişmiş ülkelerde 35–40, Türkiye'de 45 saate indi. Her dönemin kendi zorlukları ve fırsatları var.
Devrim Cesaret İster
Coşkun iki örnek veriyor. Dijital fotoğraf makinesini ilk icat eden Kodak, mevcut kârlı işini korumak için bu teknolojiyi rafa kaldırdı ve 2012'de iflas etti. Clayton Christensen'ın “başarı paradoksu” dediği bu durum, geçmiş başarıların statükoya dönüşmesidir. Steve Jobs ise 2006'da şirketin gelirinin yarısını getiren iPod'u, iPhone hayali için gözden çıkarmaya cesaret etti. Coşkun'a göre önemli olan dönemin iyi ya da kötü olması değil; elinizdeki kartlar ne olursa olsun oyunda kalmak.
“Önemli olan, elinizdeki kartlar ne olursa olsun oyunda kalıp oynamaya devam etmek.”
Yapay Zekâ Çağında Merak ve Öğrenmeyi Öğrenmek
Yapay zekâ çağında yeni becerilere ihtiyaç olup olmadığı sorusuna Coşkun'un cevabı açık: Evet. Konuşmasının yarısından fazlasını yapay zekâya hazırlattığını itiraf eden Coşkun, ancak salondaki insanlarla kurduğu etkileşimin kendisine ait olduğunu vurguluyor. Duyguyu anlamak, anlam kurmak, sentez yapmak, etik hassasiyetler ve yeni bilgi üretmek insanı farklı kılan unsurlar.
İnsanın Yeri Doldurulamaz Tek Özelliği
Almosnino, Trendyol'un teknoloji ekibinde yapay zekâ ajanlarını yoğun olarak kullandıklarını, ancak bunların yorum katmak, anlamlandırmak, yaratıcılık ve duygusal zekâ konusunda insanın gerisinde kaldığını söylüyor. Yapay zekâ bir yüzdeki gerginliği ya da bir cümledeki duygusal tonu sezemiyor. Ona göre insanın yeri doldurulamaz tek özelliği öğrenmeyi öğrenmek.
Gençlere Dört Tavsiye
Panelin kapanışında gençlere şu mesajlar verildi:
- Aşırı meraklı olun ve sürekli soru sorun; Einstein'ın dediği gibi merak, yeteneğin önüne geçer.
- Ölene kadar öğrenci modunda kalın ve kendinize yatırım yapmaya devam edin.
- İnsan kalın: Vicdanlı, mütevazı, sevgi ve saygı dolu olun; yapay zekânın yapamadığı dokunuşları yapın.
- İstikrarlı olun; “oldum, bittim” demek hayattaki en büyük hatadır.
Körler Ülkesinde Tek Gözlü Olmak
Kuzuloğlu ise gençlere içlerindeki ateşin sönmesine izin vermemelerini öğütlüyor. Kendini esprili bir dille “körler ülkesinin tek gözlü şaşı adamı” olarak tanımlıyor: Rekabetin düşük olduğu bir ortamda biraz çalışmak bile insanı öne çıkarıyor. Oyunda kaldığınız ve düşüp kalkmaya devam ettiğiniz sürece her şey mümkün.
Serdar Kuzuloğlu'nun yönettiği bu panel, gençlere net bir yol haritası sunuyor: Belirsizliği kabul edin, antikırılgan olun, değerlerinizi koruyup yöntemlerinizi yenileyin ve yapay zekâ çağında en güçlü sermayeniz olan merakı ve insanlığınızı kaybetmeyin.