Akan Abdula: Her Şeyin Planlandığı Bir Dünyadan Belirsizliğin Özgürlüğüne

author

4 min 01.11.2026
blog-detail

Demir Perde ülkesinde doğup her şeyin devlet tarafından planlandığı bir çocukluk yaşayan, Berlin Duvarı'nın yıkılışıyla birlikte kendi kaderini çizmek zorunda kalan bir hayat… Veri ve içgörü alanında çalışan girişimci, yazar ve Açık Veri Derneği'nin kurucularından Akan Abdula, Zirve 23'te belirsizliğin insan ruhunu nasıl canlı tuttuğunu ve dijital dünyanın yeni “planlayıcılarına” karşı nasıl uyanık kalınabileceğini kendi hikâyesi üzerinden anlatıyor.

Artık Var Olmayan Bir Ülkede Doğmak

Akan Abdula, bugün artık var olmayan bir ülkede, Yugoslavya'da doğdu. Ailesi, Osmanlı'nın bölgeden çekilmesinin ardından orada kalan Türk azınlığın bir parçasıydı. Büyüdüğü ülke, Sovyet modernizminin izlerini taşıyan, komünist rejimle yönetilen bir Demir Perde ülkesiydi.

Her Şeyin Devletin Olduğu Bir Hayat

Komünist düzende mülkiyet yoktu; her şeyin sahibi devletti. Ailesiyle birlikte devletin verdiği, yarısı çatı katı olan 54 metrekarelik renksiz bir blok dairede yaşıyordu. Hangi evde oturacağınız, hangi işe gireceğiniz, ne zaman araba alacağınız, hatta neye inanacağınız bile önceden planlanmıştı. Tek bir çamaşır makinesi, tek bir otomobil markası vardı ve onu almak için de sıraya girmeniz gerekiyordu.

Berlin Duvarı'nın Yıkılışı ve Planlayan Babanın Kayboluşu

1989'da Berlin Duvarı yıkıldığında, Sovyetler Birliği önceki yıllardan farklı olarak protestolara müdahale etmedi. Bu, Demir Perde ülkeleri için artık kendi yollarına gidebilecekleri anlamına geliyordu. Ancak Abdula'nın ülkesi için özgürlük, beş ayrı savaş, Bosna'daki katliam ve parçalanma anlamına geldi. Slobodan Miloşeviç'in milliyetçi saldırıları ilk olarak Kosova'da Müslüman Arnavutlar üzerinde başlamış, oradan tüm bölgeye yayılmıştı.

“Düşünsenize, bir baba figürü var. Her şeyi sizin için planlamış, ‘Sen hiçbir şey yapma’ diyor. Sonra o da yok oluyor. Bir anda ne yapacağınızı, nereye gideceğinizi bilmiyorsunuz.”

Kendi Sesini Bulmak: 14 Yaşında Bir Başkaldırı Dergisi

O andan itibaren Abdula, kendi kaderini kendisinin çizmesi gerektiğine karar verdi. 14–15 yaşlarında, kendilerine öğretilenlerin dışında fikirleri ve edebiyatı yazdıkları bir başkaldırı dergisi çıkarmaya başladı. Bu, kendi sesini duymaya yönelik attığı ilk adımdı. 17 yaşında çantasını alıp Ankara'ya geldi ve Bilkent Üniversitesi'nde işletme okudu.

Bilkent'ten Doğu Avrupa'ya: Kendini Anlama Yolculuğu

Bilkent'te ilk kez bilgiyle beslendiğini hissetti. Doğu Avrupa üzerine çalışan bir hocası, hem kapalı bir dünyadan gelen bu öğrenciye ilgi duydu hem de onun yönünü belirledi. Abdula, yeni açılan Doğu Avrupa pazarlarını anlamak üzere yüksek lisans yapmaya karar verdi; bölgede birçok ülkede, uzun süre de Budapeşte'de yaşadı.

İstanbul'a Dönüş ve Dijital Devrimin Başlangıcı

Aslında Türkiye'ye dönmek istemiyordu; ancak ailesinin İstanbul'a yerleşmesi ve ardından hayatına giren eşiyle birlikte İstanbul'da kaldı. Tam da dijital devrimin başladığı, Facebook'un hayatlara girdiği yıllardı. Önce bir veri şirketinde, ardından dünyanın en büyük reklam ajanslarından birinde uzun yıllar çalıştı ve global pozisyonlara kadar yükseldi.

Veriyi Anlamak: Özgürlük Sandığımız Şeyin Arka Yüzü

Abdula, dijital devrimin ilk yıllarında internetin ve sosyal medyanın özgürlük, bilginin demokratikleşmesi ve daha fazla iletişim anlamına geldiğini düşündüğünü anlatıyor. Sunumlarında bunu coşkuyla anlatıyordu. Ancak veriyle çalıştıkça tablo değişti: Bu platformların arkasında, insanların orada daha çok vakit geçirmesini ve davranışlarının veriye dönüşmesini isteyen dev şirketler vardı.

“Biz hem çevrimdışı hem çevrimiçi dünyayı yaşamış son kuşağız. Siz ise doğrudan çevrimiçi bir dünyaya doğdunuz; bizim kadar sağlıklı bir karşılaştırma yapma şansınız bile olmayacak.”

Dijital Diktatörlük ve Komünist Planlamanın Benzerliği

Abdula'ya göre algoritmaların bizi yönlendirdiği dijital dünya, çocukluğunda yaşadığı planlı sisteme şaşırtıcı biçimde benziyor. Nasıl ki komünist devlet ne alacağınıza ve neye inanacağınıza karar veriyorsa, bugün de algoritmalar ne alacağımızı, kiminle görüşeceğimizi ve neye inanacağımızı belirlemeye çalışıyor.

Kendi Şirketini Kurmak: Türkiye'nin Bilinçaltına Bakmak

Bu farkındalık, Abdula'yı kurumsal hayattan çıkmaya itti. Çok sevdiği patronu kalması için ısrar etse de istifa etti ve veriyi içgörüyle birleştiren bir şirket kurdu. Hedefi, Türkiye'nin bilinçaltına bakmak ve toplumun haritasını çıkarmaktı. Üç kişiyle başlayan yapı bugün altı şirketten oluşan, 160 kişilik bir ekibe dönüştü. Şirket; tüketici bilinçaltı, konumlandırma, inovasyon ve yeni ürün çalışmalarında uzmanlaşıyor.

Açık Veri Mücadelesi

Abdula, iş dünyasının yanı sıra açık toplum ve açık veri için de mücadele ediyor. Kurucuları arasında yer aldığı Açık Veri Derneği, verinin genç girişimciler için erişilebilir hale gelmesini savunuyor. Verinin pahalı ve kapalı olmasının gençlere haksızlık olduğunu, açılması gereken verilerin açılması halinde en iyi ürün ve inovasyonların ortaya çıkacağını düşünüyor.

Belirsizlik İnsan Ruhunu Canlı Tutar

Konuşmanın en güçlü mesajı, belirsizliğe dair. Abdula, her şeyin belli olduğu bir sistemden geldiğini ve bunun dünyanın en sıkıcı, yaratıcılığı en çok öldüren deneyimi olduğunu söylüyor. İçindeki “Yörük”ün, yani sürekli yürümek ve yeni şeyler keşfetmek isteyen yanının canlı kalması için belirsizliğe ihtiyaç var.

“Her şeyin belli olduğu, her şeyin düzende olduğu bir toplumdan hiçbir şey çıkmaz. Belirsizlik opsiyon demektir. Yanlış yapacağız, düzelteceğiz, doğrusunu bulacağız. Bu olmadan insan olamazsınız.”

Gençlere Tavsiye: Kendinize Karşı Daha Nazik Olun

Kontrol edilemeyen değişimlere nasıl tepki verilmesi gerektiği sorusuna Abdula'nın cevabı samimi: Motivasyon konuşmacıları gençlerin sırtına fazla sorumluluk yüklüyor. Hayat kontrol edilebilecek bir şey değil; ekonomik sorunlar da dünyadaki krizler de gençlerin sorumluluğunda değil. Önemli olan, bunlara nasıl tepki verdiğiniz.

Yapay Zekâ Çağına Hazırlık

Abdula, yapay zekânın pek çok işi üstleneceği bir döneme girdiğimizi ve buna hazırlanmak gerektiğini vurguluyor:

  • Duygusal zekânızı beslemeye devam edin; makineye karşı en güçlü farkınız budur.
  • Yalnızca kendi mesleğinizde uzmanlaşmayın; daha entegre ve multidisipliner düşünün.
  • Antropoloji, sinirbilim ve sosyal bilimler gibi farklı alanlara bakın; bir probleme farklı yönlerden yaklaşmayı öğrenin.

Akan Abdula'nın hikâyesi, belirsizlikten korkmak yerine onu bir özgürlük alanı olarak görmeyi öğütlüyor. Her şeyin planlandığı bir hayat güven verebilir; ama insan ruhu, ancak seçeneklerin, denemelerin ve hataların olduğu bir dünyada gerçekten yaşar.

 

author

4 min 01.11.2026