Levent Erden: Dikiz Aynasına Bakarak Geleceğe Gidilmez; Hıza Dayanıklı Olmanın Formülü
“23 yaşında yaşadıklarım bugün işinize yarıyorsa, yandı gülüm keten helva!” Pazarlama ve iletişim dünyasının deneyimli isimlerinden, akademisyen Levent Erden, Zirve 23'te gençlere kendi başarı hikâyesini anlatmak yerine onları yaklaşan dönüşüme karşı uyarmayı seçiyor. Kadeş Savaşı'ndan 5G'ye uzanan bir perspektifle, hıza dayanıklı olmanın, bütünsel düşünmenin ve 35 yaşına göre plan yapmanın önemini anlatıyor.
Geçmişin Tecrübesi Bugünün Reçetesi Değil
Levent Erden, 42 yıl önceki 23 yaş tecrübelerinin bugün işe yaramasının büyük bir sorun olacağını söylüyor. Kendi kuşağının çok özel bir avantajı vardı: 12 Mart ve 12 Eylül darbelerinin ardından yetenekli insanların önemli bir kısmı yurt dışına gittiği için önü bir anda boşaldı. Erden, 20'li yaşlarının sonunda ve 30'lu yaşlarının başında üst düzey yöneticilik pozisyonlarına ulaştı. Aynı zekâ ve eğitimle bugün gelindiğinde, aynı noktalara ancak 20 yıl sonra varılabileceğini düşünüyor.
“Büyüyünce Ne Olacaksın?” Sorusu
Erden, yaş ortalaması 28–29 olan yüksek lisans öğrencilerine ilk derste hep aynı soruyu soruyor: “Büyüyünce ne olacaksın?” Önce gülüşmeler oluyor, ardından uzun bir sessizlik. Cevapların yaklaşık yüzde 5'i aile şirketine devam edeceğini, yüzde 15'i kendi şirketini kuracağını söylüyor. Geri kalan yüzde 80 ise 20 yıldır değişmeyen bir cevap veriyor: “İyi bir unvanım olsun.” Erden'e göre insanlar, genel müdür ya da koordinatör gibi unvanların kartvizitte yazmasının kendilerini mutlu edeceğini sanıyor.
20. Yüzyıl Bitti, Yeni Bir Dönem Başlıyor
Erden, 1945'te savaş sonrasıyla başlayan 20. yüzyılın ancak yakın zamanda sona erdiğini ve 21. yüzyıla yeni girdiğimizi söylüyor. Anne babaların üniversite sınavlarında “şunu yaz, bunu yaz” dediği, matematiği iyi olan çocuğun başarılı sayıldığı dönem bitiyor. Bugün sosyal antropoloji kazandığı için övünen bir aile yok; ama gelecekte en çok aranan meslekler sosyal antropoloji, sosyal psikoloji ve sosyoloji gibi insanı anlamaya dair alanlar olabilir. Veri toplayan mühendisler bol, ancak o veriyi anlamlandıracak yeterli insan ve mekanizma yok.
“Herkes dikiz aynasına bakarak ileri hakkında ahkâm kesiyor. Dikiz aynasına arada bir bakmakta fayda var; ama bu kadar virajlı bir yolda ileriyi görmenin başka yöntemleri olmak zorunda.”
Belirsizlik Yeni Hayat Standardı
Erden'e göre belirsizlik içinde yol bulmak, gençler için bir hayat standardı haline gelecek. Pandeminin ekonomik etkileri, gelir dağılımı sorunları, küresel ısınma ve 2030'dan itibaren giderek ağırlaşacak su problemleri önümüzdeki on yılları çok zorlu ve değişken kılacak.
Birinci İlke: Hıza Dayanıklı Olmak
Erden, insanlığın hız serüvenini çarpıcı bir örnekle anlatıyor. Milattan önce 13. yüzyılda Mısırlılar ve Hititler arasında, bugünkü Gaziantep'in güneyinde yaşanan Kadeş Savaşı'nda ilk kez tekerlekleri metalle kaplı savaş arabaları kullanıldı ve saatte 16–20 kilometre hıza ulaşıldı. Endüstri Devrimi'nin buharlı trenleri de ilk başta aşağı yukarı aynı hızda gidiyordu. Yani insanlık binlerce yıl boyunca aynı hızda yaşadı. Ancak bundan sonraki birkaç on yılda roketlerden uzay yolculuğuna uzanan baş döndürücü bir hızlanma yaşandı. İnsan ise aynı kaldı.
Dünyaya Bakış Açımızı Değiştirmek
Ne mahallede ne de okulda kimse gençlere hıza dayanıklı olmayı öğretmiyor. Erden'e göre bu hızla başa çıkabilmek için dünyaya bakış açımızı kökten değiştirmemiz gerekiyor.
İkinci İlke: Bütünsel Yaklaşıma Dönmek
Batı tipi eğitim, dar bir alanda çok derin uzmanlaşmayı hedefledi. Artık doktordan değil böbrekçiden, mideciden söz ediyoruz. Erden, bütünsel tıbbın başı ağrıyan birine göz bebeğinden ya da ayak parmağından teşhis koyabildiğini hatırlatıyor. Gelecekte başarılı olmak için birden fazla alanda çok derin bilgiye, çevresindeki alanlarda derin bilgiye ve diğer konularda da fikir sahibi olacak kadar sağlam bir bilgiye sahip olmak gerekiyor. “Ben bu işin ustasıyım” demenin anlamını yitirdiği bir döneme giriyoruz.
Levent Erden Formülü: 35 Yaşına Göre Plan Yapmak
Erden'in gençlere sunduğu formül, insan hayatının biyolojik ve zihinsel eğrisine dayanıyor. 35 yaşına kadar insan, bir uçağın kalkışı gibi dimdik yükselir. Gece sabaha kadar eğlenip ertesi gün işe gidebilirsiniz. 35'ten sonra yükseliş yavaşlar, 40'tan sonra düzleşir; yeni şeyler öğrenmek ve bedenin direnci giderek zorlaşır. Bu yüzden 35 yaşına kadar olabildiğince fazla birikim toplamak gerekiyor.
Üniversite Eğitiminin 40 Yıl Yetmesi Mümkün Değil
Bugün üniversite eğitimi, 23 yaşında alınan bir mesleğin 73 yaşına kadar idare edeceği varsayımıyla kurgulanıyor. Oysa teknolojik ilerlemeyle birlikte öğrendiklerimiz beş yıl içinde değişiyor, on yılda tamamen yenileniyor. Herkesin 10–15 yılda bir sıfırdan yeniden eğitime girmesi gerekiyor.
Üç Adımlı Formül
Erden'in formülü üç varsayıma dayanıyor:
- 35 yaşına geldiğimde dünya nasıl olacak?
- O dünyada ben nerede olmak istiyorum?
- Orada olmak için bugünden itibaren ne yapmalıyım?
Erden, 12 yılın hem çok yakın hem de çok uzak olduğunu hatırlatıyor. 12 yıl önce sosyal medya yoktu, fotoğrafları internete yüklemek bile zordu, Netflix ve Spotify gibi iş modelleri yoktu; e-ticaret neredeyse bir iş modeli bile sayılmıyordu. Bugün ise bu alanlarda yüzlerce meslek, iş modeli ve şirket var.
İK Uzmanına Sorulacak Soru
İş görüşmelerinde sıkça sorulan “Beş yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz?” sorusuna Erden'in önerisi ironik: “Siz kendinizi beş yıl sonra nerede görüyorsunuz? Çalıştığınız şirket beş yıl sonra var olacak mı?” Ona göre asıl mesele, 12 yıl sonrasını düşünebilen ve kendini sürekli değişime hazır tutan bir bakış açısı geliştirmek. Dönüşüme karşı kendini eğitemeyenler kısa sürede devre dışı kalacak; gençlerin en büyük avantajı da bu.
Unvanın Değil, İçeriğin Önemi
Profesör, müdür, genel müdür… Erden'e göre söylediğinizin ve yaptığınızın altı boşsa, olayları doğru göremiyorsanız unvanın hiçbir önemi yok. Beş kez kitap yazmaya kalkıp hepsini çöpe atmasının nedeni de bu: Haziran'da yazdıkları yılbaşında zaten eskimiş oluyordu.
Yakın Geleceğin Teknolojileri
Erden, bulut teknolojisinin ve sosyal medyanın 2009–2013 arasında hayatımıza girdiğini, ardından akış servislerinin geldiğini hatırlatıyor. Sırada mekânsal ve sosyal internet var: Giyilebilir teknolojiler, artırılmış ve sanal gerçeklik ile 5G sayesinde bir doktor başka bir kıtadan ameliyat yapabilecek, bir maçı antrenörün yanından ya da bir konseri sahnenin içinden izleyebileceğiz. Bu yeni dünyada veriyi okuyabilen, insanların isteklerini anlayan ve bin kişiye tek bir ürün yerine bin farklı ürün sunabilen hızlı yapılar kazanacak.
Her Şeyi Bilmek Değil, Bilgiye Ulaşmayı Bilmek
Bu kadar çok şey bilmemiz beklenirken insanın zaman ve kapasitesi sınırlı. Erden'e göre mesele her şeyi bilmek değil; üniversite de zaten meslek öğretmek için değil, bilgiye nerede ve nasıl ulaşılacağını öğretmek için vardır. Formülleri ezberlemek zorunda değilsiniz, ama hangi formüle nereden ulaşacağınızı bilmelisiniz. Bütün evlerde oturmak zorunda değilsiniz, ama anahtarlarınız olmalı.
Pilotun Gösterge Tablosu
Pilotlar uçak mühendisi değildir; ama gösterge tablosunu okuyarak ne olup bittiğini anlarlar. İyi bir sürücü de hangi yolun daha hızlı olduğunu, nerede yeni bir tünel açıldığını, hangi gün hangi sokakta pazar kurulduğunu bilir. Erden'e göre gençlerin geliştirmesi gereken yetenek, farklı bilgileri bir araya getirip kendi sentezlerini yapabilmek.
Tırtıldan Kelebeğe: Dönüşümün Kendisi
Bütün hayvanlar gelişir; ama yalnızca tırtıllar önce koza örer, sonra kelebek olur. Erden'e göre bizler de bir öngörü noktasında değil, dönüşümün tam içindeyiz. Ya kozanın içinde çürüyeceğiz ya da onu yırtıp kelebek olacağız.
“Sürekli kendinize yatırım yapın. Bundan sonra en büyük yatırım kendinizsiniz.”
Her Dönemin Kendi Zorluğu Var
Erden, gençlere en kötü dönemde yaşadıklarını düşünmemelerini öğütlüyor. Yüzyılın başında yaşasalardı iki dünya savaşı, dünyanın en büyük ekonomik buhranı, İspanyol gribi ve Balkan Savaşları'nın göçleriyle karşılaşacaklardı. Önemli olan bu süreçleri doğru yönetmek ve içinden keyifle çıkabilmek. Ne olacağını merak ediyorsanız, onu yönetmek de istiyorsunuz demektir.
Levent Erden'in mesajı net: Geleceği dikiz aynasından değil, ön camdan bakarak okuyun. Hıza dayanıklı olun, bütünsel düşünün, 35 yaşınıza göre plan yapın ve kendinize yatırım yapmayı hiç bırakmayın.