İçeriklere göz at!
Yaşam sevinci, mücadele gücü ve iyilik sevgisiyle dünyaya gelen insan; hayatın karmaşası içinde zaman zaman yolunu kaybetse de özüne döndükçe şifalanır. Mehmet Dinç, Avustralya’nın meçhul yollarından Afrika’nın unutulmuş sahalarına, kitap sayfalarından insan kalbine uzanan yolculuğunda; zihni değil kalbi şekillendiren hikayelerin, insan insana sunulan dostluğun ve hiç yitirilmeyen o iyimserliğin izini sürüyor.
Teknolojinin ve dönüşümün yarattığı büyük belirsizliklerin ortasında insanlık, her devrimde aynı insani korkuyla yüzleşir. Birleşik Krallık Eski Başbakanı Boris Johnson, atalarının doğduğu topraklara dönerek geçmişin balmumu mumlarından geleceğin yapay zeka evrenine uzanan köklü bir yolculuğu gözler önüne seriyor. Tarihin kırılma noktalarından ve kendi aile köklerinden beslenen bu anlatı, teknolojik sıçramalardan korkmak yerine geleceği şekillendirme cesareti gösteren zihinlerin hikayesidir.
Pazar gecesi yatağa uzandığınızda aklınızdan geçenleri bir düşünün. "Yarın sabah alarm çalacak ve bu kez gerçekten değişeceğim. Daha erken kalkacağım, sağlıklı besleneceğim, spora başlayacağım, telefonla daha az vakit geçireceğim ve aylardır ertelediğim o kitabı sonunda bitireceğim." Bu cümlelerden en az birini kendinize söylemiş olma ihtimaliniz oldukça yüksek. İlginç olan ise bu kararların çoğunu Pazartesi sabahına bırakmamız. Aynı hedefleri Salı günü koymak bize nedense daha az anlamlı geliyor. Peki neden?
Şef Ömür Akkor için yemek yapmak, yalnızca bir mutfak tezgahında başarı aramak ya da bir restoran zincirinin sınırlarına sığınmak değildir. O, otuz yılı aşan yolculuğunu Anadolu’nun 12 bin yıllık hafızasıyla harmanlayan, mesleğini vicdanın süzgecinden geçirerek hayatın tam ortasına yerleştiren çağdaş bir seyyah. Mutfaktan taşan, sınırları ve imkansızlıkları aşarak insan ruhuna dokunan bu serüven, başarının yalnızlıkta değil, kolektif bir iyilikte saklı olduğunu kanıtlıyor.
İnançla inançsızlık, emin olmakla olamamak arasında arafta bir kavramdır şüphe. Çalkantılı krizlerin ve bilgi kirliliğinin ortasında yolunu arayan insan için şüphe, hem zihni bulandıran bir tuzak hem de hakikate ulaştıran en fenerdir. Acar Baltaş, kendi köklerinden kopmadan gerçeğin peşine düşen bir zihnin, dünyayı ve kendini inşa etme serüvenini anlatıyor.
100 yılı aşkın süredir potaya en yakın olanın kazandığına inanılan bir oyunda, dışarıdan gelen bir veri analizi tüm bildiklerimizi sarsabilir miydi? Basketbol adamlarının ve efsanevi koçların ısrarla direndiği bu değişim, matematiğin ve verinin gücüyle oyunun ruhunu kökten dönüştürdü. Kaan Kural’ın anlatımıyla bu yolculuk; alışılmış doğruların sorgulanmasının, kalıpları kırma cesaretinin ve yeniliğe açık olmanın edebi ve ilham veren öyküsüdür.