İçeriklere göz at!
Zihnimizin derinliklerinde bazen uzağı görmemizi engelleyen görünmez bir sis oluşur. Bu sise teslim olduğumuzda vicdanımız dar bir görüş alanına hapsolur ve yalnızca en yakındaki parıltıya odaklanır. Bilişsel miyopluk dediğimiz bu durum, bugünün küçük bir konforunu ya da anlık bir kazanımını gözümüzde büyütürken, yarının kolektif bedellerini silik bir gölgeye dönüştürür.
Modern hayatın akışında herkes aynı yöne koşar; onaylanma arzusu, kalabalıkların yönü ve algoritmaların dayattığı tek bir “doğru” bizi fark etmeden aynı akışın içine sürükler. Tam o anlarda içimizde küçük bir huzursuzluk belirir: kısa bir duraksama, hafif bir tereddüt. Çoğu zaman bu duraksamayı bir şüphe sanırız. Oysa çoğu kez konuşan şey vicdanın kendisidir.
Kötülüğe nasıl alışıyoruz? Haberlerde gördükçe “bu nasıl mümkün olabilir?” diye sorduğumuz gerçekler karşısında yaşamaya nasıl devam edebiliyoruz? Vicdanımızın yastığa başımızı koyduğumuzda çok güçlü gelen sesi, nasıl oluyor da zamanla daha kısık bir sese dönüşüyor? Vicdanın sesini artıran ve azaltan ne?
Zeynep, 2024 yılında 23’ten mezun oldu. Aynı yıl Boğaziçi Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik (PDR) bölümündeki lisans eğitimini de başarıyla tamamladı. Bir süre sivil toplum alanında projeler yapmasının ardından, şu an Boğaziçi Üniversitesi’nde PDR alanında yüksek lisans eğitimine devam ediyor.
Bilgi çağının başlangıcında bize söylenen en büyük mit, başarının sadece tek bir alanda, en derine inmekle mümkün olduğuydu. Ancak bugün anlıyoruz ki sadece dikey bir hatta ilerlemek zihinsel bir miyopluğa yol açabiliyor. Bir konuda çok şey bilmek ama o bilgiyi dünyanın geri kalanıyla ilişkilendirememek, bizi çözümlerin değil, sadece uzmanlıkların bir parçası yapıyor. İşte bu noktada T-Tipi merak, bireysel gelişim stratejimizi sadece bir derinleşme çabası olmaktan çıkarıp bir anlamlandırma sanatına dönüştürüyor.
Bir soru. Bazen bir “öteki”ye dair bir soru işaretinin gelişimi. Kimi zaman bir "ya öyle değilse?" cümlesiyle açılır kapılar. Merak, tam da o eşikte belirir. Bildiğimiz dünyanın sınırlarına geldiğimizde, bir adım ötesine uzanma arzumuzdur merak. Her şeyin başlangıcı meraktan geçer. Çünkü tüm yolculuklar merakla başlar, bazıları merakla devam eder, bazılarına yolculuk esnasında farklı duygular da eşlik eder.