İçeriklere göz at!
Haziran ayında 23’te devrim teması etrafında buluştuk. Dönemin son atölyesi, topluluk buluşmaları, sosyal sorumluluk projeleri ve güncel eğitim içerikleriyle hem geride bıraktığımız dönemi değerlendirme hem de birlikte üretmenin gücünü hissetme alanları kurmaya devam ettik. Doğa yürüyüşleri, ortak heyecanlar ve derinleşen blog yazılarıyla 23’ün paylaşım ve keşif alanı bu ay da anlamlı bir kapanışla genişledi.
Şu an bu yazıyı okurken ekranınızın üst kısmında kaç sekme açık? Muhtemelen bir yanda yanıt vermeniz gereken bir mail, diğer yanda “sonra okurum” diye açılıp unutulan bir makale, arka planda çalan bir şarkı ya da yarım bırakılmış bir video duruyor. Peki ekranı kapattığınız anda bütün bunların gerçekten kapandığına emin misiniz?
Kemal Sayar’ın Zirve 23 Konuşmasından Alıntılarla: Hayatın birbiri ardına akıp giden anları içerisinde birçok şey tecrübe ediyoruz. Gün oluyor, sanki dünyadaki bütün sorumluluklar sırtımıza yüklenmiş ve sarp bir yamacı tırmanıyoruz: Eğitim, terfi, evlilik, yeni bir girişim, bir düzen inşa etme arzusu.
Modern dünya üzerimizde sürekli bir “olma” ve “başarma” baskısı yaratıyor. Yeteneklerimizi keşfetmek, potansiyelimizin sınırlarını zorlamak ve hep daha ileriye gitmek isterken kendimizi görünmez bir yarışın içinde bulabiliyoruz. Çünkü bir yanımız sürekli daha fazlasını istiyor, diğer yanımız ise sadece durup nefes almanın huzurunu özlüyor.
Ajandalarımızı, Google takvimlerimizi, arkadaşlarımızla buluşmalarımızı bile günler öncesinden planladığımız bu mikro yönetimli hayatın içinde, boş bırakılan her an sanki verimsizlikle eş anlamlıymış gibi hissettiriyor. Plansız geçirilen bir gün ise; fırsat kaçırmak, geride kalmak ya da “yeterince üretmemek” ile ilişkilendiriliyor. Modern dünyanın yarattığı en güçlü yanılsamalardan biri de burada ortaya çıkıyor: Sanki hayat ancak sürekli hareket halindeyken, bir yerlere yetişirken ve durmaksızın üretirken anlam kazanıyormuş gibi…
Bu düzen, saate üç yüz kilometre hıza çıkan bir formula aracından daha hızlı. Saatlerimiz bizden çok daha ileride, bizden hep ötede koşuyor. Görmediğimiz insanlar değiştiriyor dünyayı, görmediğimiz yerler rahatsız ediyor bizi; bilmediklerimizden utanıyoruz ve hep daha fazlasını istiyoruz.