İçeriklere göz at!
Günümüzde cevaplara ulaşmak her zamankinden daha kolay olsa da bir noktada fark ediyoruz ki bilgi yığınları arasında zihnimizdeki taşlar bir türlü yerine kenetlenmiyor. Bilginin, verinin ve hazır açıklamaların kuşatması altında olmamıza rağmen içimizde o tarif edilemez boşluk varlığını sürdürüyor. Çünkü çağımızın asıl meselesi bilgi eksikliği değil; sormaya gerek kalmadığına, hatta tüm yanıtların zaten verildiğine dair o sessiz kabulleniş.
Son zamanlarda ne kadar çok kişiden, ne kadar da sık duyuyoruz bazı cümleleri. Her yerde, sıklıkla tekrar edilen ve artık kıymetini yitirdiğini hissettiğimiz bazı kavramlar var: Mesela “yolda olmak”...
Şubat ayı 23 için yine dopdolu geçti. Türkiye Sigorta iş birliğiyle gerçekleştirdiğimiz Akademi 23 buluşmasında gençlerle bir araya geldik; Merak Atölyesi ve eğitim buluşmalarıyla 23’lülerle birlikte öğrenmenin keyfini yaşadık. İkincisini düzenlediğimiz Kesişim 23 “İş Dünyası ve Gençlik” çalıştayı ise gençlerin sorularıyla iş dünyasının deneyimini buluşturan güçlü bir karşılaşmaya dönüştü. 23 Platformu’nda yeni bir eğitim modülü erişime açıldı; Atıl Samancıoğlu ile Veri Okuryazarlığı eğitimine herkes platform üzerinden ulaşabilir. 23 sosyal medyası da bu ay oldukça hareketliydi; 23 Mezun Hikayeleri’nin yeni röportajı ve 23 Blog’da yeni içerikler yayına girdi.
Hasan Emre, 2025 yılında 23’ten mezun oldu. Lisans eğitimine Türk-Alman Üniversitesi’nde “Malzeme Bilimi ve Teknolojileri” alanında başladı. Çalışmaları sonucunda Almanya’da RWTH Aachen Üniversitesi’ne Bilgisayar Mühendisliği alanında lisans eğitimini tamamlamak üzere geçiş yaptı.
Hızla değişen paradigmalar, yeni dünyanın bir türlü “denkleşmeyen” dengeleri, tüketmek ve tükenmek çılgınlığı; tüm bunların mutlak bir sonucu olarak da takvimlerimizin ve zihinlerimizin bir köşesinde misafir ettiğimiz gelecek zamanların belirsizliği.
Son zamanlarda aynı sorular etrafımızda dolaşıyor. Meslekler bu kadar hızlı değişirken doğru bir seçim yapmak mümkün mü? Bugün aldığımız kararlar yarın geçerliliğini korur mu? Gelecek dediğimiz şey hala öngörülebilir mi, yoksa artık yalnızca tahminlerden mi ibaret?